Sigorta veya Kasko Olmasa Bile Doğal Afet Zararları Devletten Tahsil Edilebilir Mi?
Av. Engin EKİCİ
Sel, yangın, deprem gibi doğal afetler kapımızı çaldığında, geride sadece manevi değil, çok ciddi maddi yıkımlar da bırakabiliyor. Afet sonrasında aracı, evi veya iş yeri sular altında kalan ya da hasar gören vatandaşların aklına gelen ilk soru şudur: "Kaskom ya da özel sigortam yoksa zararım tamamen bana mı kalacak?"
Bu sorunun kısa ve net cevabı şudur: Hayır, zararın tamamen size kalması gerekmez; sigortanız olmasa bile belirli şartlar altında zararın devletten (ilgili kamu kurumlarından) tazmini hukuken mümkündür.
Ancak bu sürecin "otomatik" işlemediğini ve devletin doğrudan her hasarı sorgusuz sualsiz ödemediğini bilmek gerekir. İşte sigortasız veya kaskosuz olsanız dahi doğal afet zararlarını kamu kurumlarından talep edebilmenizin hukuki yolları ve izlemeniz gereken adımlar:
1. Temel Dayanak: Anayasa’nın 125. Maddesi ve "Hizmet Kusuru"
Hukuk sistemimizde idarenin (devlet kurumlarının, belediyelerin, valiliklerin vb.) yürüttüğü faaliyetler esnasında kişilere verdiği zararları tazmin etme yükümlülüğü vardır. Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."
Doğal afetlerde devletten tazminat talep edebilmek için idarenin hizmet kusuru bulunmalıdır. "Afet doğal olabilir ama ihmal doğal değildir" ilkesinden yola çıkılarak şu unsurlar sorgulanır:
- Altyapı Yetersizliği: Şiddetli bir yağmurda mazgalların temizlenmemesi, röparların taşması veya yetersiz drenaj nedeniyle aracınızı sel bastıysa burada belediyenin ya da su/kanalizasyon idaresinin ihmali var demektir.
- İmar ve Ruhsat Hataları: Dere yatağına imar izni verilmesi, binaların su yalıtım standartlarına uygun denetlenmemesi veya yanlış kot seviyeleri belirlenmesi idari bir kusurdur.
- Gerekli Önlemlerin Alınmaması: Afet risklerine karşı kamu kurumlarının öngörülebilir tedbirleri alıp almadığına mahkemelerce titizlikle bakılır.
2. "Mücbir Sebep" Bahanesi Devleti Sorumluluktan Kurtarır mı?
Kamu kurumları genellikle bu tür davalarda yaşanan afeti bir "mücbir sebep" (önlenemez, olağanüstü durum) olarak nitelendirip sorumluluktan kaçmaya çalışır.
Ancak Yargı kararlarına göre şiddetli yağışlar, fırtınalar veya depremler kendiliğinden mücbir sebep sayılmamaktadır. Mahkemeler, afetin büyüklüğü karşısında idarenin üzerine düşen önleyici görevleri yapıp yapmadığını inceler. Yağışın çok olağanüstü olması idareyi tamamen suçsuz yapmaz, sadece ödenecek tazminat miktarında belirli bir oranda indirime gidilmesine yol açabilir.
3. Hukuki Süreç Nasıl İşler? (Tam Yargı Davası)
Sigortasız olarak uğradığınız zararı devletten talep etmek için İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) 13. madde kapsamında bir süreç yürütmeniz gerekir:
- Zorunlu İdari Başvuru: Doğrudan dava açamazsınız. Zararı ve ihmali öğrendiğiniz tarihten itibaren 1 yıl (ve her halükarda eylem tarihinden itibaren 5 yıl) içinde, zarara neden olan ilgili kamu kurumuna (Belediye, İSKİ, Karayolları vb.) yazılı olarak başvurarak tazminat istemelisiniz.
- Bekleme Süresi: İlgili kurumun bu başvuruya cevap vermek için 30 gün süresi vardır. Kurum talebinizi reddederse ya da 30 gün içinde hiç cevap vermezse (zımnen reddetmiş sayılır), yasal dava açma süreniz başlar.
- Dava Açılması: Ret cevabının tebliğinden ya da 30 günlük sürenin dolmasından itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesinde "Tam Yargı Davası" açmanız gerekir.
4. Hak Kaybı Yaşamamak İçin İlk Anlarda Ne Yapılmalı?
İdari yargıda haklılığınızı kanıtlamanın en önemli yolu delillerdir. Afet sonrasında hızlıca şu adımları atmalısınız:
Resmi Tutanak Tutturun: Olay yerinde vakit kaybetmeden kolluk kuvvetlerinden (polis/jandarma) veya itfaiyeden durum tespit raporu alın.
Görsel Kanıt Toplayın: Aracınızın, evinizin veya iş yerinizin hasar durumunu, suyun geldiği yönü, altyapı eksikliğini (tıkanmış mazgalları vb.) video ve fotoğraflarla detaylıca kaydedin.
Delil Tespiti İsteyin: Hasarlı eşyaları atmadan veya onarıma başlamadan önce mahkeme kanalıyla hızlıca bir "delil tespiti" yaptırarak bilirkişi raporu hazırlatmanız davanın seyrini doğrudan etkiler.
Sonuç ve Hatırlatma
Ev ve iş yerleri için DASK (Zorunlu Deprem Sigortası) sadece deprem hasarlarını karşılar; sel ve su baskınını kapsamaz. Aynı şekilde zorunlu trafik sigortası da kendi aracınızın doğal afet hasarını ödemez.
Sigortanız olmasa bile ihmali bulunan kamu kurumlarına karşı tazminat davası açma yolunuz açık olsa da, bu davaların kasko veya özel sigorta gibi hızlı sonuçlanmayacağını, uzun bir yargılama süreci gerektirdiğini unutmamak gerekir. Bu nedenle mal varlıklarınızı korumak adına genişletilmiş kasko ve sel/su baskını klozları içeren konut sigortaları yaptırmak her zaman en güvenli bir tercihtir.