Makaleler

Ana Sayfa > Makaleler > Süresiz Nafaka:Adalet Arayışı, Toplumsal Sorunlar ve Yeni Dönem

Süresiz Nafaka:Adalet Arayışı, Toplumsal Sorunlar ve Yeni Dönem

Av. Engin EKİCİ
 
            Türkiye’de boşanma sonrası yoksulluk nafakası (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi), uzun yıllardır en tartışmalı aile hukuku konularından biri olmuştur. Anayasa Mahkemesi’nin 04.06.2026 tarihli kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresi oy çokluğuyla iptal edildi. Karar, Resmî Gazete’de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girecek ve bu hassas konuda yeni bir yasal düzenleme yapılması için TBMM’ye süre tanındı. Bu gelişme, süresiz nafakanın yarattığı sorunları yeniden gündeme taşıdı.
 
 
MEVCUT SİSTEMİN SORUNLARI
 
1.)Kısa süreli evliliklerde uzun vadeli yükümlülükler:
Birkaç aylık veya birkaç yıllık evliliklerde bile, kusur durumu ve yoksulluk şartı aranarak süresiz nafaka bağlanabilmesi, ödeyen taraf (çoğunlukla erkek) için orantısız bir yük oluşturabiliyor. Bu durum, nafakayı “ceza” gibi algılatıyor ve yeni bir aile kurma, ekonomik plan yapma özgürlüğünü kısıtlıyor. Meclis araştırmalarında da kısa süreli evliliklerde süresiz nafakanın “orantısız ceza” haline geldiği vurgulanmıştı.
 
2.)Nafaka alan tarafın yeni hayatı ve ortak yaşam:
Boşandıktan sonra başka biriyle birlikte yaşayan veya evlenen kişilerin nafaka almaya devam etmesi, sistemin adalet algısını zedeliyor. Mevcut düzenlemede nafakanın otomatik olarak kesilmemesi, ödeyen tarafı mağdur edebiliyor. Yargıtay kararları değişen şartlarda nafakanın kaldırılmasına izin verse de, bu yeni bir dava gerektiriyor ve pratikte zorluklar yaratıyor.
 
3.)Nafaka tahsil edemeyen kadın ve çocuklar:
Araştırmalara göre mahkemelerce hükmedilen nafakaların önemli bir kısmı (geçmiş verilerde %44-50 civarı) ödenmiyor. Kadınlar, özellikle şiddet korkusu nedeniyle icra takibi başlatamıyor. Ortalama yoksulluk nafakası tutarları yoksulluk sınırının çok altında kalıyor ve enflasyonla eriyor. Çocuklar için iştirak nafakası da benzer tahsil sorunları yaşıyor. Bu, kadın ve çocukların temel geçim hakkını fiilen engelliyor.
 
4.)Diğer sorunlar:
-Yüksek enflasyon nedeniyle nafaka miktarlarının hızla değer kaybetmesi.
-Ödeyemeyenler için hapis tehdidi (icra ceza) ve borç sarmalı.
-Toplumsal cinsiyet rollerinin yarattığı ekonomik bağımlılık ve istihdam eşitsizliği.
-Sistemdeki belirsizliklerin boşanma oranlarını ve aile içi gerilimleri olumsuz etkilemesi.

Ortaya çıkan tablo, ne sadece “erkek mağduriyeti” ne de sadece “kadın mağduriyeti” olarak basitleştirilebilir. Hem nafaka borçlusu hem de alacaklısının ve özellikle çocukların mağduriyetleri bir bütün olarak ele alınmalıdır. 
 
 
ULUSLARARASI ve KARŞILAŞTIRMALI ÖRNEKLER
 
Çoğu modern hukuk sisteminde nafaka, geçici rehabilitasyon (ekonomik bağımsızlığa kavuşturma) mantığıyla düzenlenir.
 
  • Almanya: Nafaka genellikle süreli olup, alacaklının en kısa sürede çalışarak kendi geçimini sağlaması beklenir. Evlilik süresi, yaş, sağlık, çocuk bakımı gibi faktörler dikkate alınır. Süresiz nafaka istisnai hallerde söz konusudur.
  •  
  • Fransa: Genellikle evlilik süresiyle orantılı, tek seferlik toplu ödeme veya kısa süreli nafaka tercih edilir. Süresiz uygulama çok nadir.
  •  
  • İngiltere: Mahkeme geniş takdir yetkisine sahip; “clean break” (temiz ayrılık) ilkesiyle toplu ödeme veya sınırlı süreli destek yaygındır. Uzun evliliklerde istisnai süresiz mümkün.
  •  
  • ABD: Eyaletlere göre değişir. Kısa evliliklerde süreli (rehabilitative alimony), uzun evliliklerde veya özel durumlarda (yaş, hastalık) kalıcı nafaka görülebilir, ancak genel eğilim süre sınırlaması yönündedir.
  •  
  • İskandinav ülkeleri ve diğer Avrupa örnekleri: Ekonomik bağımsızlık vurgusu güçlü; devlet destekleri (ön ödemeli nafaka fonları) ile sistem tamamlanır.
Türkiye’deki süresiz yaklaşım, birçok Batı ülkesine göre daha kalıcı bir yükümlülük yaratıyor. İslam hukuku etkisindeki bazı sistemlerde ise nafaka iddet süresiyle (yaklaşık 3 ay) sınırlıdır.
 
 
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
 
Anayasa Mahkemesi kararının yarattığı fırsatı değerlendirerek şu adımlar atılabilir:

 

-Süreli Nafaka Modeli: Evlilik süresiyle orantılı kademeli süre sınırı (örneğin evlilik süresinin 1/2 veya 1/3’ü kadar, en az/en fazla limitlerle). Uzun evliliklerde, yaşlılık veya hastalık hallerinde istisnai uzatma mümkün olsun.

-Toptan Ödeme (Lump Sum) Teşviki: Tarafların anlaşmasıyla veya mahkeme kararıyla tek seferlik malvarlığı paylaşımı veya tazminatla nafaka yükümlülüğünün bitirilmesi.

-Devlet Destekli Nafaka Fonu: Ödenmeyen nafakalar için ön ödemeli sistem. Devlet alacaklıya öder, borçludan tahsil eder. Kadınların istihdamını, meslek edindirmeyi destekler.

-Değişen Şartlara Otomatik Uyum: Gelir artışı, yeni evlilik/ortak yaşam, alacaklının çalışabilir hale gelmesi gibi durumlarda nafakanın otomatik gözden geçirilmesi veya sonlandırılması.

-Çocuk Nafakasının Önceliği: İştirak nafakası ayrı tutulmalı, tahsili daha etkin güvence altına alınmalı.

-Hakimin Takdir Yetkisinin Güçlendirilmesi: Somut olay (evlilik süresi, yaş, sağlık, ekonomik katkı, kusur) esas alınsın; yasal çerçeve net sınırlar koysun.

-Toplumsal Tedbirler: Kadın istihdamını artırıcı politikalar, boşanma öncesi arabuluculuk, mali eğitim.

 
SONUÇ
 
         Nafaka, boşanmanın yarattığı ekonomik dengesizliği gidermek için gerekli bir sosyal güvenlik aracıdır. Özellikle uzun evliliklerde, çocuk bakımı nedeniyle kariyeri kesintiye uğrayan, yaş nedeniyle iş bulamayan ve çoğunluğu kadın olan eşlerin korunması hakkaniyete uygundur. Ancak bu koruma, ömür boyu bağımlılık yaratmamalı, yeni hayatları engellememeli ve ödeyen tarafı da ezmemelidir. Sistem, kusur ilkesiyle bağlantılı olmalı; eşit kusurlu veya daha kusurlu tarafın nafaka alamaması gibi mevcut kurallar korunmalıdır. Aynı zamanda nafakanın tahsili devletin sorumluluğunda güçlendirilmelidir. Mevcut sorunlar, hem bireysel mağduriyetlere hem de toplumsal güvensizliğe yol açmaktadır.
 
          Nafaka reformu ne kadın haklarını yok etmeli ne de erkekleri ömür boyu cezalandırmalıdır. Amaç, adil bir denge kurmak, ekonomik bağımsızlığı teşvik etmek ve çocukları korumaktır. Anayasa Mahkemesi kararı sonrası Meclis tarafından hazırlanacak yasal düzenleme bu hassas dengeleri gözeten, uluslararası iyi ve elverişli uygulamalardan yararlanan, hakkaniyete dayalı bir çerçeve sunmalıdır. Bu, hem aile kurumunu güçlendirir hem de toplumsal barışa katkı sağlar. 
Hi, How Can We Help You?