Makaleler

Ana Sayfa > Makaleler > Noter İşlemlerinde 65 Yaş Üstü Bireylerden Rutin Sağlık Raporu İstemi: Bir Ayrımcılık Sorunu

Noter İşlemlerinde 65 Yaş Üstü Bireylerden Rutin Sağlık Raporu İstemi: Bir Ayrımcılık Sorunu

Noter İşlemlerinde 65 Yaş Üstü Bireylerden Rutin Sağlık Raporu İstemi: Bir Ayrımcılık Sorunu

Av. Engin EKİCİ

 

Noterlik işlemleri, bireylerin hukuki güvenliğini sağlayan ve özel hukuki ilişkileri resmiyete döken önemli süreçlerdir. Ancak son yıllarda, özellikle 65 yaş ve üzeri yurttaşlardan vekâletname, gayrimenkul satışı gibi işlemler sırasında hiçbir somut emare/belirti olmaksızın rutin bir şekilde sağlık raporu (akli melekelerin yerinde olduğuna dair rapor) istenmesi uygulaması, hukuki bir tartışmanın ve mağduriyetlerin odağı haline gelmiştir. Bu makalede, söz konusu uygulamanın yasal dayanağını, temel hak ve özgürlükler açısından doğurduğu sorunları ve bu konudaki emsal niteliğindeki kararları inceleyeceğiz.

 

Yasal Dayanak Yok: Kanunda Yaşa Bağlı Zorunluluk Bulunmuyor

Noterlerin bir işlem sırasında sağlık raporu isteme yetkisi, kişinin o işlemi yapma fiil ehliyetine sahip olup olmadığı konusunda makul bir şüphe duyması durumunda ortaya çıkar. Noterlik Kanunu’nda veya ilgili mevzuatta, bir kişinin yalnızca yaşı 65’in üzerinde olduğu için otomatik olarak sağlık raporu sunmasını zorunlu kılan hiçbir açık düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 72. maddesi ile 1976 tarihli Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin ilgili hükümlerine dayanır:"Noter, ilgilinin hukuki işlem yapma ehliyetinden şüphe duyması halinde, bu şüphesini gidermek için doktor raporu talep edebilir."

Görüldüğü üzere, düzenlemede emredici biçimde "mutlaka talep eder" demiyor; şüpheli bir durum söz konusuysa hekim raporu talep edilebileceği hususu düzenleniyor. Özetle, sağlık raporu istemenin temel koşulu yaş değil, kişinin o anki davranışları, konuşmaları veya fiziki durumu nedeniyle fiil ehliyetine dair somut ve makul bir tereddütlü durumun varlığıdır.

 

Yaş Temelli Ayrımcılık Yasağının İhlali

Hiçbir somut işaret bulunmadığı halde, sırf yaş kriteri üzerinden genel bir kural oluşturularak 65 yaş üstü her bireyden rapor istenmesi, hukukumuzun temel ilkelerinden olan Ayrımcılık Yasağını ihlal eder.

  1. Eşitlik İlkesi: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesi "Kanun Önünde Eşitlik" ilkesini düzenler ve herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, yaş, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrımcılığa uğramaksızın kanun önünde eşit olduğunu belirtir. Noterlik işlemlerinde yaşa dayalı rutin rapor zorunluluğu, bu temel ilkeye aykırıdır.

  2. Fiil Ehliyeti Bireyseldir: Hukuk sistemimizde fiil ehliyeti, her birey için özel olarak değerlendirilir. 65 yaşın üzerinde olmak, tek başına kişinin işlem yapma ehliyetini kısıtlayan bir karine (varsayım) oluşturmaz. Fiziksel ve zihinsel sağlık durumu, kişiden kişiye değişir ve yaşa bağlı genellemeler yapmak, yaşlı bireyin onurunu zedeleyici ve özerkliğine müdahale edici bir uygulamadır.

TİHEK'ten Emsal Karar: Keyfi Uygulamaya Ağır Yaptırım

Bu konuya en net hukuki çerçeveyi, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından verilen emsal niteliğindeki kararlar getirmiştir. TİHEK, 65 yaş üstü bir vatandaşın sadece yaşı nedeniyle vekâletname düzenleme işleminde sağlık raporu istenmesi üzerine yaptığı başvuruda:

  • Yaş Temelli Ayrımcılık Tespit Edildi: Noterin, başvuranın fiil ehliyetine dair hiçbir somut şüphesi olmaksızın rapor talep etmesini, "yaş temelli ayrımcılık yasağının ihlali" olarak değerlendirmiştir.

  • İdari Para Cezası: Kurum, bu keyfi ve orantısız uygulamayı gerçekleştiren noter hakkında yüksek miktarda idari para cezası uygulanmasına hükmetmiştir.

TİHEK'in bu kararı, noterlik camiası ve tüm kamu kurumları için bağlayıcı bir uyarı niteliğindedir: Noterler, hukuki güvenliği sağlama gerekçesiyle dahi olsa, kişinin yaşını tek başına şüphe gerekçesi yapamaz; şüphelerini somut olgularla kanıtlamak zorundadırlar. 

 

Sonuç: Hak Arayışı ve Hukuki Güvence

Noterlik işlemlerinde 65 yaş üstü vatandaşlardan rutin olarak sağlık raporu istenmesi, yasal dayanağı olmayan, Anayasal eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkelerini ihlal eden bir uygulamadır. Noterler, yalnızca ve ancak ilgili kişinin davranışları, tutumu veya hal ve hareketleri ciddi ve makul bir şüphe doğuruyorsa rapor isteme yetkisini kullanmalıdır.

Bu tür bir ayrımcı uygulamayla karşılaşan 65 yaş üstü bireylerin, öncelikle notere bu uygulamanın yasal dayanağını sorması ve ardından Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na (TİHEK) şikâyette bulunarak haklarını aramaları mümkündür. İleride doğabilecek birtakım itirazlarda noterlerin kendilerini güvenceye almak için başvurdukları bu yöntem, hukuka aykırı ve temel hakları zedeleyici bir noktaya varmıştır. Hukuk, her yaştan vatandaşın haklarını korumakla yükümlüdür ve yaşlılık, işlem yapma ehliyetinden şüphe duyulması için bir gerekçe olamaz. Kaldı ki; üst düzey yönetici ve bürokratlar, siyasiler arasında 65 yaşını tamamlamış çok sayıda insan bulunmaktadır. Noterlerin yaklaşımı benimsenecek olursa yaptıkları her resmi işlem ve savundukları her düşünce açıklaması öncesinde kendilerinden rapor talep edilmesi nasıl abesle iştigalse, 65 yaşını geride bırakmış insanlarımız için de aynısı geçerlidir. 

Hi, How Can We Help You?