Yargıtay 23.Hukuk Dairesi 2013/1014 Esas - 2013/3738 Karar İçtihat
DAVA : Taraflar arasındaki iflas ertelenmesinin davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Temyize konu karar niteliği gereği duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkili şirketin 1992 yılından beri ticari faaliyetini sürdürdüğünü, imal ettiği bornozları dünyanın pek çok tanınmış markasına satmak suretiyle ihraç ettiğini, son iki yılda dünyada global krizin etkisiyle işlerinin azaldığını, 2002 yılından bu yana döviz kurlarındaki önlenemez sürekli düşüş ve TL bazlı maliyetlerin, işçilik, vergi ve fason dikim gibi kalemleri her yıl %20 oranlarda artışı, 2008 yılı kasım ayından itibaren ihracat yapılan şirketlerden gelen istekler doğrultusunda vesaik mukabili olan ödemelerinin 120 gün sonra ödenmesini kabul etmek zorunda kalınması, tahsilat sürelerinin uzaması, dövizdeki sürekli düşüş, girdi maliyetlerinin sürekli artması sonucu müvekkili şirketin giderlerini karşılayamaz duruma düşürdüğünü, bu sebeple ekonomik sıkıntıya girdiğini, ana sermayesini ve işletme sermayesini tükettiğini, bu sebeplerle borca batık duruma düştüğünü ancak sunulan iyileştirme projesinin uygulanması durumunda borca batıklıktan çıkmanın mümkün olduğunu ileri sürerek, iflasın ertelenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin toplam aktiflerinin toplam borçlarını karşılayabildiği, diğer bir ifadeyle borca batık durumda olmadığının tespit edildiğin gerekçesiyle, iflasın ertelenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, borca batıklık sebebiyle iflasın ertelenmesi istemine ilişkindir. İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin mali durumunun ıslahının mümkün olması halinde o şirketin iflasının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Şirket ortaklar kurulu tarafından alınan karar sonrasında yapılan talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilançoyla mali durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir.
Mahkemece, davacı şirketin borca batık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve hükme esas alınmış bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacı şirketin uhdesinde bulunan ____ Dış Tic. A.Ş., ____ Bank ve ____ Holding A.Ş.'ye ait 855.880,42 TL değer biçilip bu miktar kadar şirketin aktifinde gösterilen hisse senetlerinin, şirketlerin TMSF'ye devredilmiş olması ve anılan sebeple borsada işlem görmediğinden her hangi bir değerinin bulunmadığı savunması karşısında, bu hisselerin meriyetlerini koruyup korumadıkları borsadan sorulup, değerinin olup olmadığı değerlendirilerek şirketin aktifinde yer alıp almayacağı hususu denetime açık bir şekilde açıklığa kavuşturulamamıştır.
Keza, hükme esas alınan ve şirketin borca batık olmadığını belirten bilirkişi raporunda, şirket ortağı olan F____ A____'ya ait olduğu belirtilip 1.364.360,00 TL değer biçilen dört adet taşınmaz şirket malvarlığına dahil edilerek aktifte gösterilmiştir. Söz konusu tapu kayıtlarının tesis, tedavül ve dayanakları dahi getirtilmeden şirketin aktifinde gösterilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Öte yandan finansal kiralama konusu edilen malların mülkiyetinin ancak finansal kiralama borçlarının tamamen ödenmesi halinde kiracıya devredileceği ilkesi karşısında, kira bedelinin belli bir kısmının ödenmiş olduğundan bahisle finansal kiralama şirketinden kiralanan makine ve teçhizatların sözleşmeye göre durumu, davacı şirketin aktifinde yer alabilecek durumda olup olmadığı, yani mülkiyetinin davacıya geçmiş olup olmadığı açıklanmadan ve araştırılmadan finansal kiralama yoluyla kullanılan makine ve teçhizatların mülkiyeti geçmişçesine, rayiç bedelinin de bu oranda aktifte gösterilmesi yasaya açıkça aykırıdır.
Bu durumda mahkemece, yukarda belirtilen hususlar da dikkate alınarak borca batıklığın yasa ve muhasebe ilkeleri çerçevesinde net biçimde tespiti için bilirkişi heyetiyle konusunda uzman olan yeni bilirkişi heyetinden açıklayıcı ve denetime elverişli bir rapor alınarak, varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabet görülmemiştir.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.